Hint Okyanusu’nda yer alan, denizi ve doğal güzelliğiyle bilinen Mauritius Adası, yakıt tankerinden gelen sızıntıyla büyük bir çevresel tehdit altında.

İnsan kaynaklı kirlilikler halihazırdaki endüstriyel işleyişler üzerinden devam ederken, operasyonlar sırasında orya çıkan kazalar bu durumu katlayan sonuçlara sebebiyet veriyor. Son olarak Rus maden şirketi Norilsk Nickel ile gündeme gelen atık skandalı bu kez bir gemi kazası üzerinden Hint Okyanusu’nda baş gösterdi. Bölgede yer alan Mauritius Adası yakınlarında meydana gelen kazada, okyanusa tonlarca litre yakıt sızdı. Kısa sürede yerel yönetim tarafından ulusal acil durumun ilan edildiği olaydan gelen uygu görüntüleri, sızan yakıtın ve ortaya çıkan çevre felaketinin boyutlarını üzücü bir şekilde ortaya koyuyor.

1/5

Mauritius felaketinde Japonya ve Fransa’dan destek

Kazanın ardından yarısı batık halde olan gemiyi stabilize etme çalışmalarını sürdüren yetkililerden ilk açıklamalar da geldi. Yapılan ilk araştırmalara göre tahmini 1.000 ton petrolün Hint Okyanusu’na karıştığı tahmin ediliyor. Lakin durum sadece bununla sınırlı değil. Dış basında da büyük yankı uyandıran olayla ilgili araştırma yaptığımızda, geminin depolarında hala 4.000 ton yakıtın bulunduğunu görüyoruz. Bu yakıtı tahliye etmek için çalışan yetkililerin ilk girişimleriyse başarısızlıkla sonuçlanmış durumda. Çalışmalar bir yandan devam ederken, yerel kaynaklar da dalgaların gemiyi daha da parçalayabileceğinden endişe ediyor.

Japonya merkezli Mitsui OSK şirketine ait olan geminin sebebiyet verdiği bu felaketin ardından şirketin başkan yardımcısı Akihiko Ono da Tokyo’da bir basın toplantısı düzenledi. Açıklamalarında “Sebep olduğumuz büyük sorundan dolayı bolca ve derinden özür dileriz. Sorunu çözmek için elinden gelen her şeyi yapacağız.” sözlerine yer veren Ono, çalışmaların devam ettiğini de sözlerine ekledi.

Halk da gönüllü olarak çalışmalara katılıyor

Olayın ardından kaza yerine toplanan yüzlerce gönüllü, ortaya çıkan hasarı en aza indirmek için girişimlerde bulunuyor. Gemiden sızan yakıtın mümkün olduğu kadar yayılmasını önlemek adına geniş bir kordonun bir araya getirildiğini görüyoruz. Buna rağmen uydu görüntüleri üzerinden de net bir şekilde görülebileceği üzere bölgedeki lagünler, deniz yaşamı ve plajların çoğu şimdiden ciddi oranda zarar görmüş durumda.

Olayın sonuçlarının saatler geçtikçe daha net anlaşılması hükümetleri de harekete geçirdi. Yapılan görüşmelerin ardından Fransa ve Japonya’dan felaket bölgesindeki operasyonlara yardım desteği geleceği de duyuruldu. Japonya Dışişleri Bakanlığı’ndan kısa süre önce yapılan açıklamada, Mauritius hükümetinin talebi üzerine sızıntının temizlenmesine yardımcı olmak için afet yardım ekibinin bölgeye gönderileceğini görüyoruz. Fransa da yine benzer bir hamle ile Mauritius’un yanında olacak.