Amazon yağmur ormanları Achuar halkının kültürel devamlılığını korumaları için teknolojiyle birleşiyor.

Amazon yağmur ormanları binlerce yıldır orada yaşayan Ekvador kabilesi Achuar Sharamentsa halkına ev sahipliği yapıyor. Doğayla manevi bir bağlantıya sahip bu halk kendilerini ormanın en büyük koruyucuları olarak görüyor. Nesilden nesile uzun yıllar sözlü olarak aktarılan bu halka ait gelenekler, insan odaklı eylemler nedeniyle bozuldu. Teknolojik gelişmeler, geleneksel yaşam tarzları için bir tehdit olarak kabul edildi. Ama şimdi aynı teknolojik gelişmeler, Achuar halkına ve diğer uzak kabile insanlarına, miraslarını koruma ve tarihlerinin ortadan kaldırılmasıyla mücadele etme fırsatı sundu.

1/3

Amazon yağmur ormanları, burada yaşayan kabileler için farklı bir anlama sahip

Küresel bir web sitesi olan MyHeritage, aile mirasını korumak amacıyla Achuar gibi gruplarla yakından ilgileniyor. Ekvador’daki Achuar Sharamentsa topluluğunun şamanı Entsakua Yunkar, projeyle ilgili “tarihlerinin çok çabuk kaybolabileceğine” dair korkularını dile getirmeye yardımcı olduğunu söyledi. Yunkar, kendisini “Bu topluluğun babası gibi hissediyorum” cümlesiyle tanımlıyor. “Burada yoksam, bu topluluğun gücü olamaz ve başarılı olamaz. Buradaki topluluklara ve ailelere pozitif enerji verdiğimi hissediyorum. Büyük ağaçlar benim büyükannem ve büyükbabam. Benimle konuşuyorlar. Uzun bir süre içinde olacakları düşündüğüm zaman çok üzülüyorum. Dünya değişiyor. Hedefimiz bu bölgeyi ve kültürümüzü korumak, böylece yıllarca hayatta kalabiliriz.”  ifadelerini de açıklamasına eklemeden geçmiyor.

Dünyada bulunan birçok kabile topluluklarının varlığı, bir takım faktörler tarafından tehdit edilmekte. Bunun gibi varlığı tehdit altında olan kabile halklarının hakları için küresel bir yardım kuruluşu olan Survival International; grip, kızamık ve su çiçeği gibi ithal hastalıkların kabilelerin onlara karşı bağışıklık geliştiremediklerinden ötürü ölümcül olabileceğini ön görüyor. Hastalıkların yanı sıra, ormansızlaşma ve iklim değişikliği de onlar için büyük tehditler arasında. Teknoloji ve modernite ise genç üyeleri kentsel bölgelere çekerek toplulukları yok etme riskiyle karşı karşıya bırakıyor.

MyHeritage daha önce 2015 yılında Namibya Himba halkıyla ilk projesini hayata geçirdi. Böylece Sibirya’daki Nenets’i, Panama’daki Emberá, Ngäbe, Naso ve Guna’yı ve Papua Yeni Gine’deki birkaç kabileyi ziyaret ederek onlarla zaman geçirme şansını buldu. Kuruluş, başlangıçta bu projenin kabileler tarafından şüphecilikle karşılandığını, ancak nihayetinde fotoğraflanmayı, filme alınmayı ve röportaj yapılmasını kabul ederek engelleri yıkmaya istekli olduklarını açıkladı.

İlginizi Çekebilir  Sürdürülebilir kültür örneği; eski Vietnam kapılarının motifleri robotlara yansıdı

Wayusentsa topluluğundan gelen Franklin Wasump, Entsakua Yunkar’ın kültürünün kaybolmasıyla ilgili endişelerini şu şekilde açıkladı; “Yıllar boyunca, diğer uluslarda olduğu gibi Achuar kültürü yok olabilir, çünkü kültürü korumak istemeyen birçok genç var. Üzgünüm, çünkü bugün hala korunmasına rağmen, gelecekte bu olmayabilir. Kültürü kaybetmemek için öğretmek, küçük çocuklarla konuşmak babanın sorumluluğundadır.”

Kültürün sürdürülebilirliği ve devamlılığı yaşadığımız hayatın oluşturduğu sisteme hizmet etmektedir. Tıpkı doğaya, bir şeyler katan tüm canlılar gibi. Yaşam değiştikçe sıkı sıkıya bağlı olduğumuz kültürlerde zaman içinde değişim gösterebiliyor. Bu yüzden kültürü, teknolojiyle harmanlamak bazı yenilikler yapmak aslında onu daha canlı tutarak geleceğe de aktarılmasını sağlıyor. Tıpkı Ekvador’da yaşayan Achuar halkının yaptığı gibi.