İklim değişikliği ve karbon ayak izi gibi maddelerin merkezinde gelişen proje, Axa Sigorta, Aktif Yaşam Derneği ve WWF Türkiye gibi önemli isimleri bir araya getiriyor.

2015 yılında imzalanan Paris İklim Anlaşması‘nın bu yıl itibarıyla devreye girme sürecinin, kendisinden önceki adımların bir sonucu olduğunu biliyoruz. Lakin bugün baktığımızda iklim değişikliği sürecinin artık iklim acil durumu olarak nitelendirildiği bir dönem içerisinde yaşıyoruz. Haliyle bu durum adımların her alanda çok daha sert ve somut atılması gerekliliğini de doğuruyor. Birçok endüstrinin artık merkezine aldığı bu felsefe sigortacılık alanında da belirli sorumlulukları doğuruyor. “Dünya Dostu Sigortacılık” yaklaşımıyla iklim değişikliğiyle mücadeleye destek veren AXA Sigorta da bunun hangi perspektifle yapılabileceği konusunda güzel bir projeye imza atıyor. Aktif Yaşam Derneği ve WWF-Türkiye işbirliğiyle hayata geçirilen “Dünya için Hareket Et” projesinde konu insan sağlığı ve hareket ekseninde ele alınıyor. Bu kapsamda daha hareketli bir yaşam tarzının insan sağlığı için yarattığı değerin, küresel ısınma ve iklim krizi açısından dünyanın bağışıklığı için de yaratılabileceğine dikkat çekiliyor.

İklim değişikliği ve karbon ayak izi “Dünya için harekete geç” projesinin merkezinde

ADHOC ve İstanbulON İTÜ Kentsel Hareketlilik Laboratuvarı tarafından gerçekleştirilen ve Türkiye çapında hareket, sağlık ve iklim değişikliği konusunda mevcut durum ve algıyı ölçen bir araştırmayı temel alan proje, iki noktada değer yaratmaya odaklanıyor; “Hareketli yaşamın da karbon ayak izini düşürmek konusunda insanların seçenekleri arasında yer almasını sağlamak ve hareketsiz bir yaşamın insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri ve sağlık sistemine getireceği yönetilemez risk ve maliyetler ile çevresel etki ve maliyetleri azaltmak.

“Hareketsiz bir yaşamın karbon ayak izi bedeli yılda 17,8 milyon ton

Çalışmalarla ilgili önemli açıklamalarda bulunan AXA Sigorta CEO’su Yavuz Ölken, “Dünyamızın bağışıklığını tehdit eden küresel ısınma ve iklim değişikliği AXA Gelecek Riskleri Raporu’nda üst üste dört yıldır insanlığın karşı karşıya olduğu en önemli risk. Ancak risklerin birbirleri ile bağlantısı sebebiyle salgın hastalıklar, jeopolitik istikrarsızlık gibi başka risklerin de doğrudan veya dolaylı etkeni. Bu noktada insanlık olarak sebep olduğumuz karbon ayak izinin azaltılması önemli bir değişim faktörü ki bu da yaşam alışkanlıklarımızı rasyonel bir bakış açısıyla değiştirmemizi gerektiriyor. ‘Dünya için Hareket Et’ projemizle de amacımız dünyanın kaynaklarının karşı karşıya olduğu tehlikeye ve insanların daha çok hareket ederek de bir değer yaratabileceklerine dikkat çekmek ve her bir eylemleriyle sebep oldukları karbon ayak izine dair farkındalıklarını artırmak.

İlginizi Çekebilir  Karbon ayak izi nedir? [Keşfet]

Yaptığımız araştırma hareketli bir yaşamın toplumumuzda bir lüks olarak algılandığını ve toplumun 3’te 2’sinin yeterli fiziksel aktivite düzeyine sahip olmadığını gösteriyor. Oysa ki hareketsizlik kaynaklı hastalıkların Türkiye’de sağlık sistemi ve sosyal güvence üzerine getirdiği maliyetin 7 milyar TL üzerinde olabileceği tahmin ediliyor. Sağlıksız ya da diğer bir deyişle hareketsiz bir yaşamı farkında olmadan yaşamanın sebep olduğu karbon ayak izi ise yılda 17,8 milyon ton.

Daha hareketli bir yaşam sürmek, sağlık harcamalarının ve karbon ayak izi salımının da düşmesi anlamına geliyor. Daha çok hareket ederek, kendi enerjimizi daha çok kullanarak, dünyanın kaynaklarını daha dikkatli tüketerek sebep olduğumuz karbon ayak izini azaltmak, hareketsizlik kaynaklı hastalıklarla sağlık sisteminde sebep olduğumuz maliyeti ve karbon yükünü düşürmek, böylece dünyadaki ayak izimizi gurur izine çevirmek mümkün. Ulaşımda kısa mesafeler için, eğlence ve boş zaman aktivitesi olarak yürüyerek ya da bisiklete binerek karbon ayak izimizi yüzde 50 kadar azaltabiliriz. Araç kullanımımızı haftada 2-3 kez ile sınırlamak ve daha çok adım atmak ulaşım kaynaklı karbon salımının 1990 yılı öncesine dönmesini sağlayabilir; düzenli bisiklet kullanımı ise araştırmalara göre yetişkinlerde ölüme sebep olan hastalıkların riskini yüzde 28 düşürüyor.

İlginizi Çekebilir  Yiyecek seçimlerimiz ile karbon ayak izini nasıl azaltabiliriz?

Araştırmamızdan güzel bir haber insanların yüzde 78,7’sinin iklim değişikliği konusunda bir fark yaratacaksa daha çok hareket edeceğini söylüyor olması. Biz de projemiz kapsamında önümüzdeki dönemde gerçekleştireceğimiz çalışmalarla, ekosistemimizi de harekete geçirerek iklim değişikliğiyle mücadele çabalarına katkı sağlamayı umuyoruz. Bu projede uzmanlıklarından faydalanacağımız değer ortaklarımız Aktif Yaşam Derneği ve WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) ile çalışmaktan mutluluk duyuyoruz. Kendilerinden her zaman ilham aldık, almaya da devam edeceğiz” ifadeleriyle süreci özetliyor.

İlginizi Çekebilir  25 yıllık araştırma; şehir içinde bisiklet kullanmak ömrü uzatıyor

“Yürüyüşü ve bisiklet kullanımını yüzde 20 artırmak yılda 3 milyon ton karbon salımını engelleyebilir”

Toplantıda konuşan Aktif Yaşam Derneği Başkan Yardımcısı Şule Serter ise; “Gelişmiş ülkelerdeki en önemli ölüm nedenlerinden biri olan hareketsizlik, Türkiye’de de önemli bir toplumsal sorun. Ne yazık ki hareketli bir yaşam ülkemizde yalnızca ‘spor yapmak’ olarak ele alınıyor. Aslında günlük hayatımızda bize efor sarf ettiren her şey fiziksel aktivite anlamına geliyor. Yapılan araştırmalara göre Türkiye’de ortalama bir bireyin günlük yaşam alışkanları ve tüketimi ile ortaya çıkan kişi başı karbon ayak izi 11 ton ama iklim değişikliği açısından fark yaratmak için olması gereken maksimum 2 ton. Araç kullanımına alternatif olarak yürüyüş ve bisiklet kullanımının yüzde 20 artması yıllık bazda 3 milyon ton karbon salımını engelleyebilir; bu her yıl 120 milyon yetişkin ağacın temizleyebileceği miktara denk.” dedi.

WWF-Türkiye Genel Müdürü Aslı Pasinli ise; “İklim krizi, tıpkı doğal alan kayıplarının yol açtığı salgın hastalık riski gibi, büyük ölçekli ve öngörülebilir bir küresel risk. Bugün yaşadığımız COVID-19 krizi, insan ve doğa arasındaki ilişki, gelecekte kendimizi nasıl daha iyi koruyabileceğimiz üzerine bir an önce derinlemesine bir analiz yapmamız gerektiğini gözler önüne seriyor. Sağlıklı bir doğa, sağlıklı bir yaban hayatı aynı zamanda insan sağlığının ve refahının güvencesi. Ancak 40 yılı aşkın bir süreden bu yana insanın doğal kaynaklara yönelik talebi, dünyanın yerine koyabileceği miktarın üzerinde.

İlginizi Çekebilir  Cepleri dolduran araştırma; işe bisikletle gitmek ne kadar tasarruflu?

Doğanın sunduğu ekolojik hizmetlerden bugünkü düzeyde yararlanabilmemiz için, dünyanın kendini yenileme kapasitesinin 1,9 katına ihtiyaç duyuyoruz. Ancak bizler için küçük, gezegenimiz için büyük adımlar atabiliriz. Yeni neslin gitgide daha güçlü bir şekilde ifade ettiği daha iyi bir dünya talebine kurumların da hızlı ve etkili şekilde adapte olması gereken bir süreçten geçiyoruz. Şirketlerin dönüşümde cesur adımlar atması ve öncü rol üstlenmesi gelecekteki kriz dalgalarına karşı daha dirençli olmalarının da anahtarı.” ifadelerine yer verdi.