Almanya merkezli Alfred Wegener Enstitüsü’nden bir grup araştırmacı tarafından gerçekleştirilen çalışmada, balık ve mikroplastik etkileşimiyle ilgili önemli sonuçlara ulaşıldı.

Tüm dünya genelinde önemli bir çevre problemi olan plastik kirliliği, yanı başımızdaki boğazlar için de göz artı edilmeyecek seviyelerde. Geçtiğimiz günlerde “Sudaki Yaşam Savunucusu” seçilen Dünya Rekortmeni Şahika Ercüme’in İstanbul Boğazı’nda gerçekleştirdiği dalışta bunu çok net bir şekilde de gördük. Aslında plastik kirliliği kısmının madalyonun sadece görünen yüzü olduğunu söylemek çok da yanlış sayılmaz. Sürecin bir diğer tarafında da mikroplastiklerin yarattığı kirlilik karşımıza çıkıyor. Öyle ki bu durum, “gözle görülür” oranlarda olmadığı için balıklar üzerinden insanların tüketimiyle birlikte vücutlara kadar nüfuz etme aşamasında.

İlginizi Çekebilir  Otomobil kaynaklı mikroplastik kirliliği için çözüm olacak heyecan verici proje

Şu anda dünyadaki tatlı su ve deniz suyunda bulunan mikroplastik kirlilik; çevresel atıklar, sentetik kumaşlar, kozmetikler ve örneğini kolaylıkla artırabileceğimiz diğer birçok maddeden oluşuyor. Balıklar tarafından ne yazık ki ayırt edilemeyen bu maddeleri, sindirim sistemlerinden kan dolaşımına kadar görmek mümkün. Bu nedenle, insanlar bu balıkların etini yediğinde, dokuda bulunan mikroplastikleri de vücutlarına almış oluyor. Almanya’da yer alan Alfred Wegener Enstitüsü‘nden bir ekip tarafından gerçekleştirilen yeni çalışma ise levrek türlerinin bu tarz maddeleri sistemlerinden absorbe edebildiğini ortaya koyuyor.

Mikroplastik atıkların takibi 16 hafta yapıldı

İçerisinde Türk bilim kadını Sinem Zeytin‘in de yer aldığı ekibin testlerini, laboratuvar ortamında bir grup ergen Avrupa Deniz Levreği üzerinde gerçekleştirdiğini görüyoruz. Balıkları 16 haftalık bir gözlem süresi boyunca mikroplastik bir tozla bağlanmış balık yemiyle besleyen bilim insanları, her balığın bu süre boyunca yaklaşık 163 milyon parçacığı yediğini tahmin ediyor. Araştırmacılar daha sonra hayvanları incelemek için parçalara ayırdığında kas dokusunun beklenildiğinden çok daha az oranda mikroplastik barındırdığına şahit oldu.

Sinem Zeytin “Levrekleri doğal ortamlarına kıyasla son derece yüksek mikroplastik kirliliğe maruz bırakmış olsak da, sonunda filetolarının her beş gramında sadece 1 veya 2 parçacıkla karşılaştık.

Paylaşılan verilere göre her beş gram fileto için sadece bir ile iki plastik parçacığın olduğu saptandı. Balıkların okyanustaki doğal ortamlarında karşılaşacaklarından çok daha yüksek mikroplastik konsantrasyonlara maruz kalmarından ötürü, bu sonuçları olumlu yönde yorumlamak mümkün görünüyor. Bu araştırma özelinden henüz test edilmemiş olsa da birçok deniz balığı türünün kas dokularında atık absorbe edebilme yeteneğine sahip olabileceği düşünülüyor.

İlginizi Çekebilir  Antarktika bölgesinde bu kez plastik kirliliği alarmı

Bundan sonraki süreçte ise atık parçacıkların sindirim sisteminden kan dolaşımına nasıl ulaştığına dair çalışmalar ön plana çıkıyor. Sinem Zeytin ihtimalleri; “Şimdiye kadar iki yol belirledik: mikroskobik olarak küçük plastik parçalar ya bağırsak duvarındaki iki hücre arasından ya da özel taşıyıcı hücrelere nüfuz ederek kan dolaşımına geçiyor. Bunu mineraller ile örneklendirebiliriz.” cümleleriyle ifade ediyor.