Yeni jenerasyonuyla birlikte tam elektriğe girişte basamak olacak hibrit seçeneğini de getirmesini beklediğimiz Dacia Duster, yine Renault altyapısından destek alacak.

2010 yılında Renault grubu çatısı altında girdiği ilk günden itibaren kayda değer bir yükseliş içerisine giren Dacia, günümüz pazarının fiyat/performans alanıdaki liderlerinden birisi. Türkiye’de de hatırı sayılır oranda pazarı bulunan Romanya merkezli üreticiyi önümüzdeki günlerde daha zorlu bir süreç bekliyor. Bunun temel sebebiyse her geçen yıl sıkılaşan emisyon standartları. Motor paylaşımı konusunda yeni dönemde de Renault ile ortaklaşa yola devam edecek olan marka için bizi bekleyen ilk seçenekse hibritten başkası değil. İlk olarak ailenin en popüler modeli olan Dacia Duster üzerinde görmeyi beklediğimiz bu bileşenle, karbon salınım oranının ciddi seviyede aşağı çekilmesi planlanıyor. Yetkilileri burada zora sokan ise, hibritle birlikte artacak olan maliyetlerin, markanın fiyat/performans sınıfındaki imajını geriye çekebilme potansiyeli.

1/4

Dacia Duster elektrik altyapısı için beklentilerimiz

Aslında Dacia’nın içerisinde bulunduğu durum doğrudan Renault yönetiminin de ana gündem maddeleri arasında. Konuyla ilgili geçtiğimiz günlerde kısa bir açıklama yapan Renault Avrupa Sorumlusu Philippe Buros, Dacia’nın yakında Renault’dan alacağı teknolojiyle elektrikli bir marka haline geleceğini çok net şekilde belirtmişti. Son olarak makyaj niteliğinde değişimler alarak yoluna devam eden Duster cephesininse artık daha geniş kapsamlı değişimler ve yeni bir jenerasyona kavuşması gerekiyor. Bu noktada altyapı olarak beklentiler içinse çok da uzağa gitmeye çok da gerek yok.

Philippe Buros: Dacia, Renault’nun elektrifikasyon açısından sahip olduğu her şeyi alacak, çünkü markayı tam elektrikli otomobillerin yanı sıra hibritle de desteklemek gerekiyor.

Duster başta olmak üzere Sandero Stepway gibi diğer öncü modellere de gelmesini beklediğimiz referans özellikler, geçtiğimiz hafta içerisinde Captur ve Clio hibrit üzerinden bir kez daha karşımıza çıktı. Brüksel Otomobil Fuarı’nda sergilecek olan bu modeller, şarj edilebilir ve başlangıç jeneratörlü olmak üzere iki farklı dinamiği kullanıcılarla buluşturmaya hazırlıyor. Başlangıç jeneratörlü hibrit sistemle kullanıcılarla buluşacak olan Clio’ya baktığımızda 140 beygirlik bir kombinasyonla asfalta ineceğini ve saf elektrik modunda maksimum sürat ise 75 km/s hıza çıkabileceğini görüyoruz.

Captur cephesinde 1,6 litrelik benzinli motorla kombine şekilde gelen kablo işe şarj edilebilir hibrit altyapısı ise; Saf elektrik modunda 65 kilometre menzil, 135 km/s maksimum sürat ve 160 beygir gibi değerler vadediyor. Elektrik modunun maksimum seviyede kullanımında ortalama 1,5 litrelik yakıt tüketimi gerçekleştireceği söylenen Captur hibritin karbon salınım değeri de 34 gram olarak dikkat çekiyor. Tüm bu senaryoyu Dacia için yaklaşmakta olan sürece uyarladığımızda ise Duster’ın Captur’da gördüğümüz yapıya sahip olma ihtimali ortaya çıkıyor. Renault’nun E-Tech adını verdiği hibrit sistemi kısa süre içerisinde Megane’da da görecek olmamız bizlere bu yansıma konusunda çok daha net ipuçları verecek.