İçten yanmalı motorların karbon emisyonlarını doğrudan düşürme potansiyeli taşıyan plastik ekzantrik mili projesi, test sonuçlarıyla umut vadediyor.

Küresel ısınma ile birlikte hava kirliliğinin de doğrudan insan hayatına etki etmesi, bugün elekktrikli otomobilleri daha fazla konuşmamızdaki temel dinamikler arasında. Ülkelerin önümüzdeki 10 yıllık planlamaları içerisinde benzinli ve dizel araçlara şehirlere giriş ve satış yasağı getireceğini duyurması da şüphesiz süreci hızlandıran parçalar arasında yer aldı. Böylesine bir senaryoda rollerini kaybetmek istemeyen küresel üreticiler de, AR-GE yatırımlarının neredeyse tamamını hidrojen yakıtlı, elektrikli araç ve batarya teknolojilerine ayırmaya başladığını duyurdu.

Elbette içten yanmalı motorların geleceğin bir parçası olacağına inancı devam eden isimler de karşımıza çıktı. Volkswagen ve Mazda gibi markalar yapılan geliştirmelerle bu tarz araçların çok daha verimli ve çevreci bir karaktere büründürülebileceği fikri hakim. Motorların hacim olarak küçültülmesiyle birlikte işin içerisine dahil edilen elektrik motorları, hibrit olarak satışa sunulan bir sınıfı doğurdu ve bu da son yıllarda müthiş bir ivme ile yola devam ediyor. Geleneksel motorların önümüzdeki süreçte devamlılığını sağlamak adına geliştirilen plastik ekzantrik mili tasarımı, bu noktada son dönemlerde karşımıza çıkan en dikkat çekici çalışmaların başında.

Plastik ekzantrik mili beraberinde çok ciddi avantajlar getiriyor

Tasarımın teknik detaylarına girmeden önce beraberinde getirdiği söylenen avantajlara genel hatlarıyla bir bakalım. Normal şartlarda alüminyum vb gibi alaşım malzemelerin kullanıldığı parçalara göre bu tasarımda hatırı sayılır bir ağırlık kazanımı elde ediliyor. Modülün getirdiği bu ağırlık motorun verimlilik değerine doğrudan etki ederek daha az zehirli gaz salınımı ve tüketim gibi artıları sağlıyor. Elbette hafifleme ile birlikte aynı hacimdeki bir motordan çok daha fazla performans elde etmek de mümkün olacak.

Projenin arkasında ise adeta bir Alman ittifakı var. Fraunhofer Kimyasal Teknoloji Enstitüsü, otomotiv parçaları üreticisi MAHLE, Mercedes-Daimler, Belçika merkezli plastik üreticisi SBHPP / Vyncolit ve Fransız plastik şirketi The Georges Pernoud‘un bir araya gelmesiyle orta çıkan oldukça kapsamlı bir çalışma karşımızda duruyor. Milin standart bir plastik olarak geliştirilmediğini de tahmin etmek çok zor değil. Bileşen içerisinde fiber takviyeli bir termoset polimer malzeme kullanıldığını görüyoruz. İçerisinde reçinenin de bulunduğu bu bileşenin yeniden işlenemez ve şekillendirilemez olması da karakteristik özellikleri arasında karşımıza çıkıyor.

İlginizi Çekebilir  Almanya için elektrikli otomobil satışlarında bir ilk

Söz konusu, alüminyumdan plastik kaynaklı bir yapıya geçiş olduğunda dayanıklılık ve uzun ömürlülük konusu da elbette kafalarımızda bir soru işareti olarak beliriyor. Lakin yapılan araştırmalarda güçlendirilmiş termoset polimerin en az alüminyum kadar dayanıklı olduğu sonuçları karşımıza çıkıyor. Bununla birlikte motorun toplam ağırlığını azaltmakla kalmayarak aynı zamanda ağırlık merkezini de azaltan bir dinamikten bahsetmek mümkün.

İlginizi Çekebilir  Dünyanın en sürdürülebilir otomobili: Fisker Ocean

Plastik modülün gürültü üreten titreşimleri emmede alüminyumdan daha iyi olduğunu ifade eden araştırmacılar, üretimi için daha az enerji gerektiğini ve montaj süresini azalttığını ifade ediyor. Proje kapsamında geliştirilen prototiplerden birinin 600 saatlik testinden sonra son teknoloji içten yanmalı bir motorda kusursuz işlevsellik sergilediği bildirildi. Geliştirilen modülün mekanik ve kimyasal gerilimlerle birlikte yüksek motor sıcaklıklarına dayanabileceği söyleniyor. Gerçek bir otomobil entegrasyonu öncesinde bir süre daha test aşamasında kalacak olan projeyi önümüzdeki süreçte çok daha ciddi bir safhada tekrar karşımızda görebiliriz.

Video

Dünyanın en sürdürülebilir otomobili Fisker Ocean’ı anlattık