Avustralya’da yer alan Edith Cowan Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen araştırma sonuçları karbon tutucu özelliğiyle bilinen deniz çayırı için kaygı verici sonuçlar ortaya koyuyor.

Geçtiğimiz günlerde yayınlanan ve sizlerle detaylı incelemesini de paylaştığımız yeni veriler, iklim değişikliğinin önümüzdeki 5 yıllı süreçteki etki eğrisini ortaya koyan tahminlerin merkezindeydi. Sıcaklıkların artışıyla birlikte tüm dünya üzerindeki canlı türleri de belli başlı tehlikelerle karşı karşıya. Bunun içerisinde, etkinin temel taşlarının başında gelen insanoğlunun olduğu da aşikar. Karbon salınımlarının kontrol altında tutulmasını “zaruri” sıfatıyla değerlendiren bilim insanları, artık çok net adımların atılması gerektiğine de vurgu yapıyor. Aksi durum ise dünya üzerindeki canlı popülasyonuna hissedilir oranda etki edecek.

Son dönemlerde türlerin geleceğiyle ilgili yapılan pek çok araştırmanın da ışık tuttuğu bu senaryoya kısa süre önce bir yenisi daha eklendi. Denizlerin en önemli karbon tutucuları arasında yer alan, biyolojik yaşama katkıları pek çok bilimsel çalışmada dile getirilen deniz çayırlarını merkeze alan bu araştırmanın sonuçları oldukça dikkat çekici. Açıklanan verilere göre 1950’lerden beri Avustralya kıyı şeridinde yaşanan deniz otu çayırlarındaki yok olma, yılda 5 milyon otomobile eşdeğer karbondioksit emisyonu artışına neden oldu.

Sığ bölgelerdeki deniz çayırı popülasyonları daha da önemli

Araştırma, Avustralya’da yer alan Edith Cowan Üniversitesi Deniz Ekosistemleri Araştırma Merkezi’ndeki deniz bilimcileri tarafından gerçekleştirildi. Geliştirilen yeni modelleme üzerinden takibi yapılan süreçte, proje ekibinden Cristian Salinas, 1950’lerden beri Avustralya kıyılarında yaklaşık 161.150 hektar deniz yosununun kaybolduğunu hesapladı. Araştırmanın merkezinde yer ala bu canlılarının, “Mavi Karbon” olarak nitelendirilmesi ve çoğu karasal ormandan yaklaşık 30 kat daha hızlı karbon emiliminin gerçekleştirdiği verileri aslında sürecin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Nitekim rakamalara göre yok olan bu popülasyon dolaylı olarak yıllık karbondioksit emisyonlarında yüzde 2’lik bir artışa neden olmuş durumda.

İlginizi Çekebilir  Atık karbondioksit gazını kullanılabilir ürünlere dönüştürecek bilimsel çalışma

Araştırmanın gerçekleştirildiği bölgede hayata geçirilen liman ve endüstriyel kalkınma nedeniyle 1960 ile 1990 arasındaki 30 yıllık süreçte arasında yaklaşık 23 kilometrelik deniz yosununun yok olduğu tahmin ediliyor. Araştırmacı Cristian Salinas, elde edilen bulguların önemli olduğunu, deniz çayırlarının iklim değişikliğinin etkilerini hafifletmede çok önemli bir rol oynadığını özellikle belirtiyor. Salinas açıklamalarında; “Deniz çayırları, 1960’lı yıllardan beri Avustralya’da kıyı gelişimi vb faktörler nedeniyle sürekli tehdit altında. Bu çalışma, bu ortamların ne kadar önemli olduğunun kesin bir hatırlatıcısı. Avustralya’daki bu kayıptan kaynaklanan bu dolaylı karbon emisyonları çayırların korunması ve restore edilmesi gerekliliğini ortaya koyuyor. Bu canlıların Avustralya Emisyon Azaltma Fonu’na dahil edilmesi de önemli hamle olabilir.”
ifadelerine yer verdi.

İlginizi Çekebilir  Başları belada; Dünya Deniz Kaplumbağaları Günü'nde gerçekleri biliyor muyuz?

Sığ sularda kurulan deniz çayırlarının, daha derin bölgelerde yetişenlere kıyasla önemli ölçüde daha fazla karbon depoladığı da araştırmalar kapsamında ortaya çıkartıldı. Salinas başta olmak üzere tüm uzmanlar, kıyıya yakın çayırların korunmasının ayrı bir önem arz ettiğini ifade ediyor. Ekosistem içerisinde çok önemli bir role sahip olan deniz çayırı, karbonu fotosentez yoluyla yakalamalarıyla biliniyor.