Portekiz’in başkenti Lizbon’un sınırları içerisinde yer alan Palacio Belmonte, restorasyon ve operasyon süreciyle dünyanın en sürdürülebilir oteli olarak değerlendiriliyor.

Tarih günümüz dünyasının bir aynası ve bizler ona dokunabildiğimiz kadar anlamlandırabiliyoruz bazı şeyleri. Ondan ders almayanlar için geleceğin de tekerrürden ibaret olacağı bu dünyada, insanlığın geçmiş nesiller ve eserlerle bağının da temelinde tarihe olan saygı yatıyor. Şu anda detaylarıyla karşımızda olan Palacio Belmonte de tarihe ve mimariye saygılı olan bir beynin, parayı doğru kullanarak baştan yaratılışının merkezinde. Dünyanın en sürdürülebilir oteli olarak radarımıza takılan, Portekiz’in Lizbon kentindeki bu tesisin okullara verilen restorasyon eğitimlerinde bir derste anlatılacak titizlikle günümüzdeki haline getirildiğini söyleyebiliriz. Bunun ekolojik farkındalık ve sürdürülebilirlik çatısı altonda yapılması da işin pasta üzerindeki kreması niteliğinde.

1/3

Palacio Belmonte nasıl dünyanın en sürdürülebilir oteli oldu?

Günümüzde otel olarak kullanılan yapının dilerseniz tarihine çok kısa bir bakalım. Lizbon sınırları içerisinde yer alan en eski saray niteliğini taşıyan yapının temelleri 1449 yılına kadar dayanıyor. Roma mimarisinin temelleri üzerine inşa edilen sarayın zaman ilerledikçe farklı bölüm ve kulelerle genişletildiğini görüyoruz. 1700’lü yıllarda saraya şanını getiren döşemeleriyle ilgili önemli bir yapılanma geçiren sarayda bugün hala çini niteliğindeki parçalardan bazılarını bugün binada.

İlginizi Çekebilir  Sürdürülebilir mimari örneği; eski çelik fabrikasının modern sanat galerisine dönüşümü

Saraya Ters.com.tr‘de yer vermemize neden olan şey ise onun sadece en eski saray değil, aynı zamanda çevre üzerinde çok az negatif etkisi olan dünyanın önde gelen sürdürülebilir yapı olması. 2004 yılında Frederic Coustols isimli bir girişimci ve ekoloji uzmanı tarafından satın alınan sarayın, doğru kişiyle bir araya gelmesinden de şu anki sonuç doğuyor. Sarayın orijinal belgelerinin ve 1400’lerden gelen malzeme listesini dikkatlice incelenmesiyle başlayan inşaat ve restorasyon sürecinin 6 yıl sürdüğünü görüyoruz. Bu, süreçte ihtiyaç duyulan her bir materyalin temin edilme sürecinde doğaya ekisinin en minimal belki de yüzde 0 olma çabası söz konusu. Coustols ve restorasyon ekibi doğal kaynakların verimli bir şekilde elde edilmesinde de 0 karbon ayak izi felsefesini benimsiyor.

1/3

Lüks sınıfta bir otel olarak konumlandırılan otelin 9 süitinde, sarayın izlerini yansıyan 15. yüzyıl dekorlarını birebir şekilde görüyoruz. Sarayın modern dünyayaya taşınma sürecinde ise ruhunu bozmamak için bazı teknolojik ekipmanlardan da feragat edildiğini görüyoruz. Odalarında herhangi bir klimaya yer verilmeyen otelde bunun yerine doğal bir havalandırma sistemi kullanıyor. Mimarların tavanları havanın doğal akışına yardımcı olmak için yeniden tasarlaması buradaki en dikkat çekici noktalar arasında. Gecelik fiyatı 500 eurodan başlayan otelin en üst seviyesi sayılan teraslı süit odası için 3.000 euroyu gözden çıkarmak gerekiyor. Böyle bir manzaraya bakmak da ancak böylesine bir tutkuyla mümkün olabilir öyle değil mi? Tabi biraz da para…