Son dönemlerin en popüler öznelerinden birisi olan elektrikli otomobil modelleriyle ilgili “kirlilik” tartışmaları yapılan araştırmayla sonar erecek gibi görünüyor.

Otomobil endüstrisinin çok değil sadece son 5 yıllık sürecine baktığımızda elektrik gücünün ne denli inanılmaz bir ivmelenme kat ettiğini görebiliriz. Sadece binek modellerle sınırlı kalmayan bu süreçte kamyon, çekici ve iş makinalarının da elektrikli versiyonlarıyla karşımıza çıktığını gördük. Küresel ısınma ve artan karbon salınımı gibi ciddi problemlerin ulaşım alanındaki çözümü olarak görülen bu değişim sürecinin, yerel yönetimler tarafından içten yanmalı motora sahip araçları yasaklama hamleleri üzerinden desteklendiğini de yine gündemi takip edenler hatırlayabilir. Kaçınılmaz sonu bu kadar kısa sürede çeşitlilik noktasında taşıyanın Tesla olduğunu da belirtmeden geçmeyelim.

İlginizi Çekebilir  Gelecek onların; meraklılarını bekleyen elektrikli pikap modelleri

Piyasada her türlü sınıfa yansıyan bu dönüşüm beraberinde ilgi çekici tartışmaları da beraberinde getirdi. Pek çok kişi için “petrol şirketlerinin lobisi” olarak nitelendirilen bu süreçte, elektrikli otomobil modellerinin içten yanmalılara göre çevreyi daha fazla kirlettiği fikri ortaya atıldı. Bunun altındaki en büyük destek ise, bu tür araçlarda kullanılan lityum-iyon bataryanın ihtiyaç duyduğu madenlerin çıkarılma süreci ve ülkelerin elektriği elde etme aşamalarındaki fosil yakıt bağımlılığı gösterildi. Çok uluslu yapılan son araştırma ise artık bir mite dönüşen dedikoduları kökten çözebilecek nitelikte.

Elektrikli otomobil modeller en kötü senaryoda bile öne çıkıyor

Exeter, Nijmegen ve Cambridge Üniversiteleri‘nden bilim adamlarının öncülüğünde dünyanın farklı bölgelerinde yapılan deneylerde, en kötü senaryoda bile elektrikli araçların benzinli araçlardan daha çevreci olduğu bulgusu ortaya çıkıyor.

Elektrikli otomobillerin ihtiyaç duyduğu kaynağı farklı yöntemler üzerinden elde eden ülkelerdeki çalışmalardaki yüzdelik bulgular da çok net bir çizgi niteliğinde. İhtiyaç duyduğu enerjinin yüzde 70‘ini yenilenebilir kaynaklardan sağlayan İsveç‘te, elektrikli modellerin geleneksellere göre yüzde 70 oranında daha çevreci olduğunu görüyoruz. Bu rakam fosil kaynaklara daha bağımlı olan İngiltere’de ise yüzde 30. Araştırmadaki tek istisna ise Polonya gibi kömüre yoğun bağımlı (yüzde 95) ülkeler.

Nijmegen Üniversitesi’nden Florian Knobloch; “Elektrikli araçların emisyonları artırabileceği fikri aslında bir efsane.”

Çalışmanın baş yazarı Nijmegen Üniversitesi’nden Florian Knobloch süreci şu sözlerle ifade ediyor; “Elektrikli araçların emisyonları artırabileceği fikri aslında bir efsanedir. Sosyal medyanın da etkisiyle ortada çok fazla dezenformasyon olduğunu gördük. Çalışmamız bu mitleri ortadan kaldırabilecek kesinlikte. Dünyanın dört bir yanındaki rakamlar üzerinde çalıştık. En kötü senaryomuzun olduğuneredeyse tüm durumlarda bile emisyonlarda bir azalma olacaktır. Çözüm açık. Karbon emisyonlarını azaltmak için fosil yakıtlılar yerine elektrikli araçlar tercih edilmeli.“. Otomobil üreticileri elektrikli araçlarındaki model sayısını artırmanın yanında Avrupa otoyollarında kullanılacak ortak bir hızlı şarj altyapısının da yürütmeye devam ediyor.