Sanatçı Steve Cutts, iklim krizi, doğa ve türlerin yok olmasını farklı bir perspektiften anlatarak çok önemli bir işe imza atıyor.

Küresel ısınma problemi bugün artık geri dönülemez bir noktaya vardığı için artık süreci “iklim krizi” gibi terimlerle niteleme durumundayız. Her ne kadar bazı yöneticiler bu süreci bir abartı malzemesi olarak nitelendirse de, kafamızı kaldırıp objektif bir perspektiften baktığımızda önümüzde beliren sonuçları görmek de çok zor olmayacak. Aslında bunu sadece iklim odaklı ele almak bile eksik kalıyor. Hava ve çevre kirliliği gibi başlıklar da artık insan hayatına doğrudan negatif etki eden bir seviyede.

Sanatçı Steve Cutts ve müzisyen Ken Seto da bir araya gelerek iklim krizi ve kirlilik gibi konuları anlamakta “zorlanan” bireyler için işi biraz daha kolaylaştıracak bir işe imza atıyor. Aynı zamanda bir farkındalık mesajı olacak animasyon filmini hayata geçiren ikili, kişileştirme sanatının sınırlarını sonuna kadar zorluyor. İnsanların hayvanlarla yer değiştirdiği işleyişte, yer yer kendinizi George Orwell’ın Hayvan Çiftliği’ni okuyormuşsunuz gibi hissetmeniz de olası.

1/7
İlginizi Çekebilir  İklim acil durumu için Antarktika buzullarında yüzdü

Doğa kaybederse hepimiz kaybederiz

“The Turning Point” adıyla dikkatleri çeken animasyon filmi, tüketim çılgınlığımıza doğada var olmaya çalışan canlıların gözlerinden bakmamıza olanak tanıyor. Bir yunus tarafından denize fırlatılan plastik şişenin aslında doğada yok olmadığını, bir kutup ayısının kendi çıkarları uğruna aldığı kararın ufacık bir buzula hapsettiği insanları ve yine insanların yaşadığı ormanların maymunlar ve diğer canlılar tarafından yok edildiğini bu animasyonda görüyoruz. Unutmayalım ki doğa kaybederse, hepimiz kaybederiz.

Video