Son dönemlerde İtalya sınırları içerisinde popülerlerlikleri iyice artan “1 euro’ya ev” kampanyaları aslında koca bir başarısızlığın eseri olabilir mi?

Dünyanın en çok turist çeken ülkelerinden birisi olan İtalya, yıllık bazda 55 milyona yaklaşan ziyaretçiyi ağırlıyor. Dünyada en fazla UNESCO Dünya Mirası Alanına sahip olan ülke rozetini de taşıyan bölge; gastronomi, tarih ve bisiklet turizminin de liderleri arasında. Sosyal medyada göz bebeklerimiz büyütüp, odaklarımızı ayarlamamıza sebep olan fotoğraflarını da çokça gördüğümüz ülke son dönemlerde ise oldukça ilgi çekici bir kampanya üzerinden gündeme geliyor; 1 euro fiyatla satılan evler!

Evet, belki de hemen herkesin hayatının bir bölümün geçirmek isteyebileceği Akdeniz’in bu özel bölgesinde 1 euroya ev satın almak mümkün. Aslında biz de sizler gibi bu ilanı okuduğumuzda gözlerimizi ovuşturmadık desek yalan olur. Veya doğruluğunu teyit etmek adına ekranlara biraz daha yakından bakma istediğini de bunun içerisine katabiliriz. Geçtiğimiz yılın nisan ayında kendisini göstermeye başlayan bu haberler kademeli olarak farklı bölgelere içerisine alacak şekilde 2020 Ocak ayına kadar uzanıyor. Peki bunun sebep-sonuç ilişkisine indiğimizde karşımıza ne çıkıyor?

İtalya yönetimi ne kadar başarılı?

Hafızalarımız tazelemek adına takvimi ilk günlere sararak sizleri önce geçtiğimiz nisan ayına götürelim. Napoli yakınlarındaki Zungoli ve Sicilya adasındaki Mussomeli kasabaları üzerinden başlatılan “1 euroya ev” projelerine süreç içerisinde aynı bölgedeki Bivona da eklenmişti. Geçtiğimiz günlerde ortaya çıkan yeni gelişmeyle birlikte ise ülkenin güneyindeki Puglia bölgesinde yer alan Taranto şehrinde benzer uygulamanın başladığına şahit olduk. Yerel yönetimler tarafından uygulanan bu politikanın temelinde ise nüfus kaybı yaşayan tarihi kentleri yeniden canlandırma ve eski günlerine getirme amacı var. Tüm maddeleri üst üste koyduğumuzda ise bizleri sürdürülebilirliği tehlikeye girmiş hatta tükenme noktasına gelmiş bölgeler karşılıyor aslında.


Sürdürülebilirliği bir felsefe bir kırmızı çizgi olarak görmeyen yönetimlerin karşılaşacağı sonuç bugün İtalya üzerinden net şekilde görülebiliyor. Bunun bölgeselden ziyade doğrudan ülke yönetiminin kalkınma teşkilat stratejilerinin merkezinde olması, zincirin en büyük halkası misali zaruri. Nitekim Bivona yönetimi tarafından yapılan açıklamalarda iş imkanlarının kısıtlılığı başta olmak üzere genç nüfusun büyük şehirlere taşınma eğilimi bugün konuşulan 1 euro kampanyasının en popüler görünen yüzü. Bu senaryo size bir yerden tanıdık geldi mi? Yine resmi rakamlara baktığımızda bu projelere merkez olan bölgelerin henüz yarım asır bile geçmeden toplam nüfuslarının yarısını kaybettiğini görüyoruz.

Elbetteki bu projelerin detaylarına da, televizyon reklamlarında alttan hızlıca akan ve asıl bilmemiz gerekenleri geçen bölüm gibi incelikle kontrol etmek gerekiyor. Nitekim belirlenen evleri almak için kapsamlı bir onarım ve restorasyon çalışması yaptırma zorunluluğu potansiyel müşterileri bekleyen ilk madde. Bunu kabul edip satış işlemini gerçekleştirenler ise 3 ay içinde tadilat projelerini sunma ve bu tadilat işlemlerini 3 yıl içinde tamamlama mecburiyetinde.


Uygulama üzerinden gündeme gelen Taranto ise sürdürülebilir üretimden uzak fabrikalarıyla kan kaybı yaşıyor. Bölgede yer alan Avrupa’nın en büyük çelik fabrikasının yol açtığı çevre kirliliği, doğrudan yerel halkın sağlığına ölüme sebebiyet noktasına gelinceye kada etki ettiği için protestolarla dünyaya duyulmaya çalışılıyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de Ilva fabrikası üzerinden aldığı kararla İtalyan hükümetini vatandaşlarını çevre kirliliğinden korumadığı için mahkum ederek dikkatleri üzerine topladı. Aslında ortada, küresel bir mahkeme tarafından dahi onanmış bir ihmal ve politika yoksunluğu var da denebilir.

İtalya örneği şimdilik bizlere uzak görünse de sürdürülebilirliği; turizm, mutfak, tarım, üretim, ulaşım ve çevre gibi LessTR’de de odaklandığımız noktaların merkezine alma vakti gelmedi mi? Bizler de yarın Anadolu’da, Ege’de veya Karadeniz’de benzer ilanları görmemek, metropollere yeni yollar veya ulaşım opsiyonları yaratmak yerine vatandaşlar ve onları mutlu edecek sınırlarında kalmaları için adımlar atsak fena olmayacak gibi…