Önde gelen doğa bilimci Jane Goodall, koronavirüs salgını ve gelecekte oluşabilecek başka salgınları da engellemek için gıda alışkanlıklarının tekrar gözden geçilmesine dikkat çekti.

İngiliz doğa bilimci olan Jane Goodall, koronavirüs pandemisine ve iklim krizine yanıt olarak gıda sistemlerimizi büyük ölçüde değiştiremezsek, insanlık “bitirilecek” uyarısında bulundu. Koronavirüs‘ün ortaya çıkış noktasının, doğanın insanlar tarafından aşırı şekilde sömürülmesine bağladı. Ormanların kesilmesi, birçok önemli endemik bitki türü ve soyu tükenen canlıların yaşam alanlarının tahrip edilmesinden insanları sorumlu tutuyor. Ayrıca koronavirüs çıkış noktasına ilişkin birçok farklı söylemler olsa da Goodall, Çin’in Wuhan şehrindeki et pazarından kaynaklı olarak hayvanlardan insanlara sıçradığını düşünüyor.

Jane Goodall, yaban hayatın ve endüstriyel tarımın hastalıklarla olan ilişkisini inceledi

Şempanzeler konusunda dünyanın önde gelen uzmanlarından biri olan Goodall, endüstriyel tarımsal ürünlerin insan toplumu üzerinde zarar verici etkilerinden birinin de çeşitli hayvan hastalıklarına sebep olabileceğinin altını çiziyor. İnsanların endüstriyel tarımdan uzaklaşmaları ve acil bir durum olarak doğal yaşam alanlarını yok etmeyi bırakmalarının gerektiğini söyledi. Jane, endüstriyel tarımın, insan sağlığını tehdit eden antibiyotiğe dirençli böceklerin güçlenmesiyle bağlatılı olduğunu da belirtti. Alternatifleri olmayan birçok insan, hayatta kalmak için ormanları kesecek ve kentsel alanlarda en ucuz yiyecekleri seçeceğini söyleyen doğa bilimci bu yüzden yoksulluğu kaldırarak üretimden kaynaklı zararın telafi edilebileceğini düşünüyor.

Savaş ve şiddetin, doğanın tahrip olmasını körükleyen diğer etmenler olduğuna değinen Jane, bu durumun bizim tüketim alışkanlıklarımızda aşırıya kaçmamıza ya da birikim yapmamıza neden olduğunu belirtti. Bir açıdan baktığımızda psikolojik olarak bu baskıda gelişen davranışları anlayabiliyoruz ancak ikonik doğa bilimci Jane Goodall’ı haksız çıkarmaz. Çünkü daha azıyla da yaşamak mümkünken daha çok tüketerek üretimin gıdayı ve doğayı daha kötü sonuçlara sürüklediğini görüyoruz. Bir de güvende hissetme duygusu stok yapma isteğimizi artırarak daha çok atık üretimine ve tüketmeden daha çok üretmeye sevk ettirdiği çok açık bir gerçek. Zenginler, liderlere baskı yapmalı ve soruna katkıda bulunmamak için satın aldıkları şeylere dikkat etmeli diyen Jane, endüstriyel tarımı kullanan ve doğayı sömüren şirketlerin ürünlerini satın almayı bırakmalıyız çağrısında bulundu.

İlginizi Çekebilir  Avrupa'da yayılıyor; yabani otlar ve kır çiçekleri için farkındalık oluşturacak grafiti yazılar

Jane Goodall; “Doğal dünya ile ilişkimizde bir dönüm noktasına geldik” diye uyardı. Felaketle karşılaşmadan önce sert değişiklikler yapmak için koronavirüs salgınının sadece küçük bir fırsat penceresi olduğunu söyledi. “Bu krizden çıkarılan derslerden biri, alışkanlıklarımızı değiştirmemiz gerektiğidir. Gelecekteki krizlerden kaçınmak için alışkanlıklarımızı büyük ölçüde değiştirmeli ve bitki açısından zengin gıdalara geçmeliyiz. Hayvanlar, gezegen ve çocuklarımızın sağlığı uğruna.” dedi. AB’nin sağlık ve gıda güvenliği komiseri Stella Kyriakides, endişelerini yeni tanıttığı tarım ve biyolojik çeşitlilik stratejilerini Avrupa Yeşil Anlaşması ile yanıtladığını söyledi. Bu stratejilerin pestisit kullanımını azaltacağını ve biyolojik çeşitliliği teşvik edeceğini de belirtti. Tarım komiseri Janusz Wojciechowski şunları ekledi: “Yoğun endüstriyel tarıma alternatif olarak sürdürülebilir tarım ve ıslah uygulamalarını sürekli destekleyeceğiz.”

Koronavirüs ve doğal dünyanın sömürüsü arasındaki bağlantılara dair endişeler hala büyüyor. Bunun için İngiltere kaynaklı 18 sivil toplum kuruluşu, Boris Johnson’ın Kasım ayında düzenlenecek G20 zirvesinde yabani hayvan ticaretinin önüne geçilmesini gündeme getirmesi için bir farkındalık kampanyasında biraraya geldi. Kuruluşlar yabani hayatı, geleneksel tıp, egzotik ve evcil hayvanlar, turizm ve diğer amaçlar için sömürülmesine son vermek için böyle bir kampanya ve yasağın gerekli olduğunu belirtti. Şu anda, nesli tükenmekte olan bazı türlerin ticareti yasaklandı, ancak halen devam eden bazı türlerin olduğunu görüyoruz. İnsan ticareti ve yabancı madde ticaretinden sonra dünyadaki en büyük yasadışı ticaret yöntemlerinden biri olduğunu söyleyebiliriz. Kampanyaya göre, yasal ticaretin yılda 7 milyar dolar ile 23 milyar dolar arasında olduğu tahmin ediliyor.

İlginizi Çekebilir  Sürdürülebilir tarım için dünyada ilk; yabani ot problemini çözecek otonom robot

Endüstriyel tarımın, hastalıklara, salgınlara olan bağlantılarını, FAIRR küresel yatırımcı ağı inceledi. Buna göre; et, balık ve süt üreticilerini yüzde 70’inden fazlasının, gevşek güvenlik standartları nedeniyle gelecekteki zoonotik pandemileri teşvik etme tehlikesi barındırdığını gösteren yeni bir raporda belirtti. FAIRR’a göre, biyogüvenliği artırmak için gerekli inceleme ve düzenleme nedeniyle et tedarik zincirinin daha fazla baskı altına girmesi muhtemel görünüyor. FAIRR kurucusu Jeremy Coller ve Coller Capital’in CIO’su şunları söyledi: “Fabrika çiftçiliği hem salgın hastalıklara karşı savunmasız hem de onları yaratmaktan suçlu. Değeri yok eden ve hayatları riske atan, kendini sabote eden bir döngüdür. Bir sonraki salgına neden olmaktan kaçınmak için, et endüstrisi, gevşek güvenlik standartlarını, aşırı antibiyotik kullanımını solamalı ve ele almalıdır. “