Japonya’nın Pasifik kıyısındaki Fukuşima’da depolanan nükleer atık geçtiğimiz günlerde bir karara bağlandı.

2011 yılında 9.0 şiddetindeki deprem ve sonrasında yaşanan tsunami nedeniyle Fukuşima’da bulunan nükleer santralde kaza meydana gelmişti. Kazanın ardındansa soğutma borularının, içerisinde 62 radyoaktif element içeren 1,2 milyon ton su ile baş başa kaldığı açıklanmıştı. Sürekli soğutulması gereken bu suyun, yaşanan elektrik kesintilerinden sonda ne yapılacağı çok tartışıldı. Geçtiğimiz günlerde Japon hükümeti kanadından gelen açıklama ise konu üzerindenki tedirginlikleri iyice artırdı. Biriken suyu depolamak için 2022 yılına kadar yeterli yer kalmayacağını söyleyen hükümet, geçici olarak kabul edilen planlar çerçevesinde atık suyun okyanusa bırakılabileceği açıklamasını yaptı.

Japonya nükleer atık kararı komşu ülkelerde tedirginlik yaratıyor

Hükümet, sudan ayrılması zor olan tüm radyoaktif parçacıkların (trityum hariç) zararlı olmayacak seviyelere kadar arıtıldığını ifade ediyor. Lakin yine de tartışmaların odağından kurtulabilmiş değil. Aslında suyun tahliyesi üzerine düşünülen sadece artıma yöntemi değil.

Japonya ekonomi ve sanayi bakanlığı için çalışmakta olan uzmanlar tarafından önerilen diğer bir seçenek de buharlaştırmaydı. Ancak bakanlık cuma günkü teklifte denize kontrollü salınımın daha uygun olduğunu çünkü bu senaryonda en azından güzargahın tahmin edilebilir ve izlenmesi daha kolay olduğunu ifade ediyor. Yaşanan felaketin ardında Güney Kore, Fukuşima bölgesinden deniz ürünleri ithalatını da süreç içerisinde yasaklamıştı. Bu kararından ardından yapılacak 2020 Olimpiyat Oyunları’na katılacak Güney Koreli sporcuların oyunlara kendi radyasyon dedektörleri ve yiyecekleriyle katılma planı da bu politikaya olan başka bir tepki olarak da nitelendirilebilir.