Sanayi devrimi ile büyük bir ivme kazanan fosil kaynak tüketimindeki artış günümüzde karbon nötr hareketinin başlangıcı olarak karşımıza çıkıyor.

Hünümüzde hala fosil kaynaklara bağımlı ülkeleri görmek mümkün fakat fosil yakıt kullanımından vazgeçen dünya genelinde birçok şirket ve ülke karbon nötr olma uygulamalarıyla dikkat çekiyor. Şirketler, ülkeler veya kişiler oluşturdukları sera gazlarını dengelemek veya sıfır salınıma ulaşmak için, atmosfere bıraktıkları sera gazı miktarına eşit olacak salınımına engel oldukları takdirde karbon nötr hedefine ulaşmış olurlar. Paris Anlaşması ile bir çok ülke de salınımları azaltmak için adımlar attı ve karbon nötr şehirler ortaya çıktı.

Karbon Nötr hedefine ulaşmak

İşin aslına bakarsak hem yenilenebilir hem de yenilenemeyen enerjiler her ikisi de emisyon üretse de, yenilenebilir enerji nispeten neredeyse sıfır emisyona daha yakındır. Özellikle mevcut endüstriyel ve tarımsal süreçlerde değişiklik yapmak ciddi oranlarda fark yaratabilir. Tüm süreçler ayrı ayrı düşünüldüğünde tüketimlerimiz ile neye sebep olduğumuz hakkında detaylı olarak çok fazla bilgi sahibi değiliz ne yazık ki. Kopenhag-Danimarka, Vancouver-Kanada, Stockholm-İsveç, San Francisco-A.B.D. ve Yokohama-Japonya, başta olmak üzere birçok şehirlerde daha az salınıma değerlerini yakalamayı 2050 yılına kadar taahhüt ediyor.


tüm dünyadan ilham olabilecek örnek şehirlere veya şirketlere baktığımızda kendi dinamiklerimizle kendi ülkemizde de uygulanabilir olduğunu görüyoruz. Daha yeşil alan yaratarak, toprağı, doğal kaynakları koruyarak, sıfır atığa ulaşarak, kullanımlarımıza göre tüketimlerimizi sınırlayarak, ulaşım olarak toplu taşımayı veya bisikleti tercih ederek en önemlisi de yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yaparak bu yolda biz de nötr şehirlere sahip olabiliriz.