Uzmanlar tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgınından sonra kömür endüstrisinin büyük bir düşüş yaşadığına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Koronavirüs salgını ile tüm dünyada uygulanan karantinalarla birlikte yavaşlama meydana geldi. Bu şekilde yenilenebilir enerjinin artık daha güvenli bir yatırım olduğu da kanıtlandı. Uzmanlar, küresel kömür endüstrisinin koronavirüs pandemisinden dolayı eskisi kadar iyi olamayacağını tahmin ediyor. Çünkü salgın kaynaklı kriz, yenilenebilir enerjinin tüketiciler için daha ucuz olduğunu ve yatırımcılar için daha güvenli bir yol olduğunu kanıtladı.

Koronavirüs salgınından sonra kömür endüstrisi için tablo değişti

Karantinada kirli fosil yakıtlardan bir süre uzak kalındı ve birkaç ülkede santral kapanışları gerçekleşti. Bu durum, en kötü iklim senaryolarını daha az olası hale getiriyor. Çünkü tüm bunlar yaşansa bile yüzyılın geri kalanında kömür endüstrisinde sürekli bir büyüme söz konusu. Salgından önce artan iklim aktivizmi, elden çıkarma kampanyaları ve ucuz alternatifler nedeniyle endüstri zaten baskı altındaydı. Karantina dönemi, dünyanın en büyük kömür madencilerinin piyasada çok fazla kayba uğradığını ortaya çıkardı. Elektrik talebi düştükçe, birçok tesis önce kömürü azalttı. AB’de kömür ithalatı son aylarda neredeyse üçte iki oranında azaldı ve 30 yıl içinde görülmeyen en düşük seviyelere ulaştı. Bu hafta ABD Enerji Bilgi İdaresi tarafından hazırlanan yeni bir raporda, ABD’nin bu yıl yenilenebilir enerji kaynaklarından ilk kez kömürden daha fazla elektrik üreteceğini öngördüğünü söylüyor.

Sektör analistleri, kömürün ABD elektrik üretimindeki payının on yıl önce yüzde 50‘den beş yıl içinde sadece yüzde 10’a düştüğünü söylüyor. Great River Energy’nin Kuzey Dakota’daki 1.1 gigawatt’lık bir termik santrali kapatma ve rüzgar enerjisiyle değiştirme planı var. Küresel Karbon Projesi başkanı Rob Jackson, koronavirüs salgınının kömürün 2013‘te görülen küresel zirveye bir daha asla ulaşamayacağı doğrulunu şu şekilde açıkladı; “Covid-19 bu yıl kömür emisyonlarını o kadar çok azaltacak ki, sektör asla iyileşmeyecek, hatta Hindistan’da ve başka yerlerde sürekli bir artış yaşanıyor. Doğal gaz fiyatlarındaki çöküş, ucuz güneş ve rüzgar enerjisi ile iklim ve sağlık endişeleri sektörü kalıcı olarak azalttı.”

Birleşik Krallık, sanayi devriminin 230 yıl önce başlamasından bu yana en uzun kesintisiz süre olan 35 gün boyunca tek bir kömür yığını yakmadı. Geçen ay İsveç, salgından önce ılıman bir kışı yaşarken bile kömür kullanmaya gerek duymadı. İki yıl önce Stokholm’ün doğusunda Hjorthagen‘deki son kömür yakıtlı elektrik santrali KVV6‘yı kapattı. Avusturya, Mellach‘ta kalan tek kömür santralinin kapatılması durumu takip eder niteliğinde. Hollanda da, iklim risklerini azaltmak için termik santrallerinin kapasitesini yüzde 75 azaltacağını söyledi. Daha da önemlisi, Dünyanın en büyük ikinci kömür tüketicisi Hindistan, Covid-19’un neden olduğu elektrik talebindeki düşüşle birlikte kömür yerine ucuz güneş enerjisine öncelik verdi. Bu durum, emisyonların son yıllara göre yüksek derece düştüğünü ve olağanüstü şekilde hava kalitesini artırdığını gösteriyor

İlginizi Çekebilir  Kosta Rika'dan yenilenebilir enerji kullanımında rekor seviye

Asya’nın başka yerlerinde manzara biraz karışık. Birkaç yıl önce; Endonezya, Vietnam ve Filipinler’de endüstrinin daha çok büyümesi bekleniyordu ancak salgınla birlikte şu an görülen durum beklenen tabloyu yansıtmıyor. Zira düşen fiyatlar ve artan elden çıkarma politikası birçok büyük kömür projelerini askıya aldı. Güney Kore Cumhurbaşkanı Moon Jae-in’in partisi yerli kömür kullanımının aşamalı olarak kaldırılması vaadiyle yeniden seçildi ve iktidar koalisyonundaki birçok kişi denizaşırı projelerin finansmanını sona erdirmeye çalışıyor. Japonya’da ticari kredi veren Uluslararası İşbirliği Bankası son zamanlarda kömür üretimi için teklifleri kabul etmeyeceğini açıkladı

Greta Thunberg gibi aktivistlerler tarafından ortaya atılan kampanyalar yatırımcılar ve finans kuruluşlarından beklenen para musluklarının kapanmasında etkili oldu. Fransız bankası BNP Paribas’ın Sürdürülebilirlik Araştırma Başkanı Mark Lewis; “Kömür ekonomisi pandemiden önce zaten yapısal baskı altındaydı. Bu baskılar hep devam edecek ve şimdi pandeminin etkisiyle hepsi birleşti” dedi. Norveç hükümeti destekli dünyanın en büyük servet fonu, Glencore, Anglo-American, Vale ve AGL gibi kömür madenciliği odaklı enerji şirketlerine fon vermeyi kesti. Fosil yakıtlar artan iklim endişeleri, daha ucuz yenilenebilir enerji alternatifleri ve hava kirliliğine karşı halkın tepkisi nedeniyle birçok yatırımcının gözünden düştü.

Salgından önce bile Avustralya kömür şirketleri, maden ve liman tesisleri için finansman bulmakta zorlandıklarını ifade ediyor. Termal kömür fiyatında yüzde 30’a yakın bir düşüş, üretimin yarısından fazlasını kârsız hale getirmiş durumda. Dünya’nın sahip olduğu kömürün yarısını yakan ve yerli üretim ve mühendislik firmaları için büyük ölçüde bir ihracat pazarı olan ve Asya ve Afrika’ya en büyük maden ve enerji santrali finansman yardımında bulunan Çin’dir. Birkaç yıl önce, Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in yerli kömür tüketimini düşürerek kirli, yüksek emisyonlu elektrik üretiminden uzaklaşmaya kararlı olduğu belirtiliyordu. Ancak koronavirüs karantinasından sonra, politik öncelik olarak ekonomiyi hızlı bir şekilde canlandırmaya çalıştı. Yerel hükümetler şimdi bir dizi yeni termik santral üzerinde çalışıyor.

Uluslararası Enerji Ajansı’nın kömür analisti Carlos Fernández Alvarez salgının kömür kullanımını çok etkilediğini, ancak hükümetlerin ekonomilerini toparlamaları için yenilenebilir enerjilere yatırım yapmaları gerektiğini söyledi. Alvarez; “Gelecekte yine yüksek bir enerji talebi oluşursa, muhtemelen yine kömür olacaktır” dedi. Kimse kömürün yakın zamanda ortadan kaybolmasını beklemese de, Global Energy Monitor direktörü Ted Nace, durumun iyi yöne kaydığına inanıyor.