Koronavirüs nedeniyle Hindistan hava kirliliği gözle görünür seviyelere düşerek temizlendi.

Dünyanın en kalabalık ülkelerinden biri olan Hindistan koronavirüs salgınını kontrol altına almak için geçen ay tüm ulaşım sistemlerini kapattı. Bu durumun ardından hava kirliliği düşüşü gözle görülür şekilde dikkat çekti. Daha önce Koronavirüs nedeniyle Çin’in sanayi şehirlerinden biri olan salgının merkezi seçilen Wuhan’da da hava kirliliğinin önceki yıllara oranla azalması uydudan görüntülendi. Ardından salgının yayıldığı Avrupa ülkelerinde de hava kirliliğindeki düşüş uydu tarafından kaydedildi.  Virüsün yayıldığı  Hindistanda kirli şehirlerin havası da temizlenerek, gökyüzü açık maviye döndü. Yıllarca dumanla kaplı Himalaya zirveleri bile görünür hale geldi.


İlginizi Çekebilir  Koronavirüs; çarpıcı görsellerle ülke ülke hava kirliliğindeki düşüşe tanık olun

Koronavirüs kaynaklı azalan hava kirliliği yeni yaşam reformlarına neden olabilir mi?

Uzmanlar, dünyanın en kirli havası ünvanını taşıyan Delhi’de,  salgından kısa zaman önce nefes almanın “dayanılamaz sınırlara” ulaştığını söyledi.  Okullar kapatıldı, uçuşlar ertelendi ve insanlara maske takmaları, kirli alanlardan da uzak durmaları ve ayrıca kapı pencereleri de kapalı tutmaları belirtildi. Delhi ve diğer 13 Hint şehri dünyanın en kirli 20 şehri listesinde bulunuyor. Buna bağlı olarak her yıl milyonlarca Hintlinin hava kirliliğinden kaynaklı hastalıklardan öldüğü söyleniyor.  Özellikle sanayi dumanı, taşıtların neden olduğu emisyon, atık yakımı, tarım ürünü atıkları ve inşaat tozları ana nedenler arasında gösteriliyor.

Araştırmacılar, 3 Mayıs’a kadar uzatılan karantinanın ülke genelinde hava kirliliğinin nasıl etkilediğini araştırmak için işe koyuldu. Delhi’nin hava kirliliğinin solunum ve kardiyovasküler hastalıkların olasılığını artıran PM 2.5 adlı partiküler madde olduğu belirtildi. Delhi’de bulunan PM 2.5‘in seviyesinin metreküp başına 20 mikrograma düştüğü gözlemlendi. Bu şekilde 20 günlük ortalamasının ise, 35 olduğu bulundu. 2017-2019 yılları arasında, ülkenin başkentinde PM 2,5‘in aylık ortalaması daha yüksek olduğu söylendi. Koronavirüs salgın döneminde hava kirliliği seviyesini gözlemleyen Enerji ve Temiz Hava Araştırma Merkezi’nden Sunil Dahiya; “Salgından yaşanan bu küresel krizin, solunabilir havanın fosil yakıt kullanımını azaltmak için somut eylemlerle ulaşılabileceğini gösterdi.” açıklamasında bulundu.

Bu tür krizler genellikle yaşam tarzlarımızı, alışkanlıklarımızı değiştirmemize neden olan reformları başlatır. 1952 yılında Londra’yı etkisi altına alan yoğun sis ve dumana neden olan ayrıca bir çok kişinin ölmesine neden olan yakıtların kullanımını azaltmak için Temiz Hava Yasası düzenlendi. Çin, 2008 yılında gerçekleşen Pekin Olimpiyatları, Şanghay’da Dünya Fuarı ve 2010’da Guangzhou Asya Oyunları gibi uluslararası etkinliklere ev sahipliği yapmadan önce hava sahasını birkaç kez temizleme çalışmalarında bulundu. Ayrıca Çin, 2014‘te Pekin’de Apec (Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği Forumu) buluşmasının bir dönüm noktası olabileceğine inandı.

Yazar Shashi Tharoor; Mavi gökyüzü ve temiz hava solumanın mutluluğu hayatlarımızın geri kalanıyla ne yapacağımıza dair bir gösterge sağlıyor.

Havasını temizlemek için geniş kapsamlı önlemleri tanıtan Çin, gelecek dört yıl içinde büyük şehirlerde hava kirliliğinin yüzde 32 oranında düşmesini sağladı. Aynı durumu Hindistan için konuşmak gerekirse, yenilenebilir enerji uzmanları, kömürden daha fazla istihdam yarattığını söylüyor. Hindistan güneş ve rüzgâr enerjisi firmalarında 100 bin’e yakın iş istihdamı yarattı. Enerji, Çevre ve Su Konseyi İcra Kurulu Başkanı Arunabha Ghosh; “Çin dört buçuk yıl içinde hava kirliliğini yüzde 32 oranında azaltabilirse, Hindistan neden Bağımsızlık yıl dönümümüz olan 2027 yılına kadar 80 şehirde kirliliği yüzde 80 azaltmak için söz vermiyor?” diye sordu. Ve devam etti; “Salgından ekonomik olarak iyileşmeden dersler çıkarmamız lazım. Büyüme, iş imkânı ve sürdürülebilir bir gelişmeye ihtiyacımız var.”