Bağımsız bir tasarımcı tarafından hayata geçirilen proje kapsamında uçakları, gemileri, kamyonları hatta uzay mekiğini ağaçlarla sarılmış şekilde görüyoruz.

Koronavirüs salgının Ocak 2020 itibarıyla kendisini yavaş yavaş hissettirme süreciyle birlikte belkide pek çok kişi sürecin bu denli kitlesel olacağını düşünmemişti. Bugün bakıldığında ise tüm dünyanın muhattap olmak zorunda kaldığı kitlsel bir salgını konuşur hale geldik. Salgınla birlikte küresel bazdaki sokağa çıkma yasakları aslında doğanın iyileşmesi için beklenmedik bir fırsat yarattı. Türkiye’de de hava kirliliklerinin hissedilir derecede düşmesine vesile olan sokağa çıkma yasakları, var olan zararın aslında ne denli insan odaklı olduğunu da adeta bir tokat gibi yüzümüze çarptı. Ki bu tokatın, iklim değişikliği ve kirlilik gibi konulara inanmayanlara daha sert gittiğine de şüphemiz yok.

Kontrollü normalleşme süreciyle ise maalesef kirlilik düzeylerinde yine eskiye dönüşü gözlemledik. Alışkanlıklarımızı değiştirme zorunluluğumuzu bir kez daha çok net bir şekilde gösteren bu periyot, sanatçıların da projelerinin merkezine yansıdı. Projelerden birisinin altında imzası bulunan Nicolas Abdelkader, ulaşım alışkanları ile ilişkimize dikkat çeken protest bir bakışla radarımıza takıldı.

1/8

“Koronavirüs süreci bizlere başka bir dünyanın mümkün olabileceğini gösterdi”

Proje kapsamında uçakları, gemileri, kamyonları hatta uzay mekiğini bile devasa bir yeşil alana dönüştüren tasarımcı, aşırı tüketiminin bu sembollerinin geride bırakıldığı alternatif bir geleceği merkezine alıyor. Abdelkader projeyi kendi perspektifinden şu cümlelerle ifade ediyor;

İlginizi Çekebilir  Koronavirüs Hindistan hava kirliliği seviyelerinin gözle görünür şekilde düşmesine neden oldu

Salgın dönemi, beraberinde getirdiği kayıpların yanında yeni bir dünyayı görmemize olanak tanıdı. Lakin bu yeni dünyada, siz yazılarınızı yazarken gökyüzünde kuşların sesini alacak uçaklar veya roketlerin uzaya gönderildiği bir hükümet yarışına yer yok. Görüntüler, insanlığın karşı karşıya olduğu en acil konulardan biri olan hareketlilik ve ulaşımla olan ilişkimizi sorgulamayı amaçlıyor. Bununla birlikte nasıl bir yaşam içerisinde olduğumuz, neler kaybettiğimizi ve bunu mantıklı bir yaşam ritmi bulmak dönüştürme güdülerini de amaçlar arasına ekleyebilirim. Benim gözümde, 80 kilogramlık bir vücudu taşıyan 2 tonluk bir aracın olduğu bir dünyada bu durum olsa olsa kötü bir hayal olabilir.