Kısa süre içerisinde resmi organlar üzerinden yayınlanacak olan araştırmanın ilk sonuçlarında, küresel ısınma ve iklim krizi gibi konularda yanlış algı oluşturan bot orduları ortaya çıktı.

Günümüz küresel dünyasında sosyal medyanın gücü yadsınamaz. Gazetecilik tanımlarını dahi değiştirmeye başlayan bu dönüşüm aslında dördüncü büyük güç olarak görülen “Basın”ın da değişmesine neden oluyor. Pek çok kişi bilgiye ve önemli içeriklere ulaşma hızını artırdığı için bu yeni düzen bulunmaz bir nimet. Lakin madalyonun diğer yüzü olan manüplasyon ve kötü kullanımın da aynı oranda kitleleri etkilediğini biraz göz ardı mı ediyoruz?

Geçtiğimiz günlerde The Guardian tarafından yayınlanan araştırma sonuçları, küresel ısınma ve iklim değişikliğiyle ilgili sosyal medya kullanıcılarını negatif yönde etkileyen inanılması güç sonuçları ortaya çıkarttı. Araştırmaya göre iklim krizi merkezli yapılan açıklamalar ve bilgiler otomatik Twitter botları tarafından yeniden şekillendiriliyor. Analizlere göre ortalama bir günde iklim hakkındaki tweetlerin dörtte biri botlar tarafından üretiliyor. Peki bunun arkasındaki fikir ne?

Küresel ısınma hakkında manipülatif paylaşım yapan hesaplar küçümsenmeyecek seviyelerde

Küresel ısınma ve iklim krizi gibi başlıklar günümüzde dünyanın en önemli endüstrilerinin daha çevreci oluşumlara dönüşmesine vesile oluyor. Aslında senaryo basit; “fosil yakıtlara elveda, çevreci ve geri dönüştürülebilir odaklara merhaba!” Bu pek çok kişi için belirgin olsa da hala çıkarları için süreci şekillendirme konusunda diretenler de yok değil. Nitekim Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump‘ın Paris İklim Anlaşması‘ndan çekileceklerini açıklaması ve bazı politik kişilerin küresel ısınmanın abartıldığına dair söylemlerini arşivlerde kolaylıkla bulabiliriz. Kitle ve algı yönetimini için de araç halin gelen Twitter’ın botlar üzerinden böyle bir manüplasyonla ilişkilendirilmesinin temeli de buna dayanıyor.

Konuyla ilgili yapılan araştırmanın detaylarında, Trump’ın ABD’nin Paris iklim anlaşmasından çekileceğini açıkladığı dönemin mercek altına alındığını görüyoruz. Bu süreçte milyonlarca tweetinin analizi sonucunda botların bu açıklamayı destekleyici ve yanlış bilgi yayma eğiliminde olduğu ortaya çıkıyor. Çalışma üzerinde doğrudan rakamsal verilere göz gezdirdiğimizde, belirlenen dönem içerisindeki ortalama bir günde iklim krizi hakkındaki tüm tweetlerin yüzde 25 oranında botlar tarafından atıldığını görüyoruz. Bu rakamlar “asılsız bilimsel veri paylaşımı” başlığı altında yüzde 38‘e kadar yükseliyor ki burada toplamda 6,5 milyonu bulan tweetin incelenmesinden bahsediyoruz.


Trump’ın iklim krizi hakkında sürekli olarak hatalı söylemler yapması ve süreci “abartı” ve “aldatmaca” olarak değerlendirmesi, sosyal medya üzerindenki bu yapay faaliyetlerin nedenini biraz da olsa açıklayabilir. Brown Üniversitesi tarafından yürütülen çalışmada bu “bot ordusunun” arkasında kimin yada kimlerin olduğu bilinmiyor. Saptanan önemli verilerden birisiyse sahte bilgi yayan bu tarz hesapların 10.000’den başlayıp 50.000’e ulaşan takipçi sayılarına sahip olması. Burada önemli olan diğer bir nokta bu araştırmanın sadece belirli bir periyodu merkeze alarak böyle bir sonuç ortaya koyması. Bundan önce ve bundan sonraki süreçte, yapılmış veya yapılacak bu tarz manüplasyonların etkisi de dikkate alınmak zorunda. Son dönemlerde aktivist kimliğiyle ön plana çıkan Greta Thunberg‘e karşı paylaşılan tweetler de bunun önemli göstergeleri arasında.


Araştırma içerisinde Twitter’a da eleştirel bir yaklaşımı görmek de mümkün. Siyasi içerik ve bağımlılık yapan ürünler gibi içerikleri öne çıkartma konusunda yasaklar uygulayan sosyal medya platformunun, iklim odaklı yanıltıcı bilgiler konusunda aynı hassasiyeti göstermediğine vurgu yapılıyor. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Avustralyalı Bilim Adamı John Cook; “Bu durum, botlar tarafından yayılan yanlış bilginin en sinsi ve tehlikelileri arasında. Süreç yanlış bilgi yaymak başlığı altında basite indirgenemeyecek kadar ciddi. Bu tarz bilgiler insanları ikna etmekle kalmıyor. Var olan doğru bilgilere daha az güvenmesine veya gerçeklerden kopmasına neden oluyor.” ifadelerine yer verdi. Detaylarına indikçe bizi de inanılmaz derece şaşkına çeviren çalışmalara eski bir kızılderili sözüyle nokta koymak istiyoruz; “Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık tutulduğunda; beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.