Geçtiğimiz süreçte duyurulan ücretiz toplu taşıma uygulamasını bugün itibarıyla başlayan Lüksemburg, Avrupa ülkelerine de mesaj gönderiyor.

Yerel yönetimlerin şehir içi odaklı karbon emisyonunu azaltma konusunda attıkları radikal adımlar oldukça geniş kapsamlı maddeler içeriyor. İçten yanmalı araçların merkez noktalara girme yasaklarının yavaş yavaş uygulanmaya başlandığı süreçte, Londra’nın emisyonsuz sokak uygulaması da sürecin tanıtımında büyük ilgi toplamıştı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi yetkilileriyle yaptığımız görüşmelerde benzer adımların atılması için çalışmalar yapıldığını da Türkiye için umut vadeden gelişmeler arasında değerlendirmiştik. Avrupa’nın ufak ülkelerinden birisi olan Lüksemburg da bu konuya bambaşka bir açıdan yaklaşarak, toplu taşımayı tamamen ücretsiz yaparak gündeme oturdu. Süreç içerisinde açıklanan uygulama 1 Mart itibarıyla resmen başlarken, projenin arkasında düşüncelere biraz daha yakından bakma vaktimiz de geldi.

Lüksemburg trafik problemiyle boğuşuyor

Elbette bu “arka plan” noktasında çok derin ve gizli bir sır arayacak durumumuz yok. Yaklaşık 615.000 nüfuslu ülkenin yönetimi, ilk olarak daha çevreci ve sürdürülebilir ulaşım için bu adımı atıyor. Popülasyonun az olmasına rağmen özellikle merkez noktalarda ciddi trafik problemleriyle boğuşan Lüksemburg’da, mazot ve benzin fiyatlarının alım gücüne oranla uygun olması da vatandaşları otomobil sahibi olmaya teşvik ediyor. Biraz araştırma yaptığınızda ülkenin otobüs hatlarındaki araçların oldukça eski olduğunu ve tramway hizmetlerinin de gecikmeleriyle ünlü olduğunu görebilirsiniz.

İlginizi Çekebilir  Karbonsuz ulaşım için ilk adım; İstanbul elektrikli otomobil programı

Hükümet kanadının bu adımı atmasındaki kendi gerekçeleriyse sadece çevre problemlerine dikkat çekmek değil. Araçların trafikten çekilmesini hayati maddelerden birisi olarak gösteren yönetim; toplu taşıma kullanımını önümüzdeki beş yılda yüzde 40 artıma, toplu taşıma ağlarına ve araçlarına yatırım yapma ve vergileri ulaşım noktasında yeniden düzenleme gibi planlar içerisinde. Ücretsiz toplu taşıma hamlesiyle birlikte 41 milyon euroluk bir kazançtan feragat eden yönetimin, bu kaybı vergi mükellefleri üzerinden tedarik edeceğini görüyoruz. Bazı eleştirmenlere göre ise Lüksemburg’un bu hamlesi sadece bir PR’dan ibaret. Birinci sınıf tren yolcuları hariç, tüm araçların ücretsiz olarak faaliyet göstermeye başladığı işleyişin nasıl bir geri dönüş sağlayacağı merak konusu.