Keşfet serimizde bu kez; bireyler, topluluklar veya işletmelerin tüketimiyle ilişkili olarak su ayak izi ve geleceğe etkilerine odaklanıyoruz.

Küreselleşmiş bir dünyada su tüketimimizi belirtmek için doğaya ve tatlı su kaynaklarımıza verdiğimiz zararı da ifade etmek için kullanıyoruz su ayak izini. Tarım ve sanayi gibi birçok üretim faaliyetinde nasıl ki karbon ayak izine sahipsek aynı olumsuz etkiyi tüm doğal su kaynaklarında da göstermek için su ayak izini kullanıyoruz. Sürdürülebilir su tüketiminde, gelecekte kullanım oranlarını belirlemek için şu an sahip olduğumuz temiz su kaynaklarını tüketirken daha bilinçli ve titiz bir şekilde değerlendirilmesi gerekiyor. Suyun yeniden kullanımı ve ıslahı, hem yüzey hem de yeraltı sularının sürdürülebilirliği için önem arz ediyor.

Sürdürülebilirlik perspektifiyle su ayak izine sahip olmak

Bugün dünyaya iklim değişikliği gibi bir gerçeği kabul ederek baktığımızda 2050 yılına kadar bizi çok ciddi su sorunu kapımızda. Tam da bu yüzden çözümü aramak için ilk önce gerçekten bu sorunu kabul etmemiz lazım. Bugün “ne ekersen, yarın onu biçersin” atasözünden yola çıkarak doğada neden olduğumuz tüm olumsuz etkilere karşı küresel çapta bir farkındalık oluşturmak gerek. Sürdürülebilirlik çatısı altında asıl amacımızın geleceğin devamlılığı olduğunu unutmamalıyız. Boşa akıttığımız, keyfi kullandığımız kirlettiğimiz her suda doğaya su ayak izimizi bırakmış oluyoruz. Su kaynaklarına sahip bir ülkede yaşıyor olmanın gelecekte böyle bir soruna sahip olmayacağımıza dair yanlış bir algı var. Belkide gelecekte ihtiyacımız olan suyu şu anda tüketiyoruzdur.

Bilinçli su tüketimi daha düşük kullanıma eşittir. Bu nedenle bireysel olarak çevreye zarar veren alışkanlıkları terk etmek iyi bir başlangıç olabilir. Banyoda, mutfakta, bahçede içme suyunu kullanırken nelere dikkat edebiliriz, bu konuda alışkanlıklarımızı nasıl değiştirebiliriz sorularına cevap aradığımız yazı da kısa süre içerisinde LessTR.com’da olacak.