Geçmişi 1938’e kadar dayanan bir çelik fabrikasının etkileyici dönüşümüne sahne olan bu sürdürülebilir mimari projesi, tasarım tutkunlarını da mest edecek.

Sürdürülebilirlik ilkesinin altını dolduran maddelerin başında şüphesiz geri dönüş var. Kullanım miladı doğan hemen her şey için bu geçerli. Bu devasa bir fabrika olsa bile. Çin’in Güney bölgesinde yer alan Çongçing şehrinde gerçekleştirilen bu proje, örneklerini Türkiye’de de fazlasıyla görmek istediklerimiz arasında. Eski bir çelik fabrikasının, sergilerin yapıldığı bir galeriye dönüştürülmesi üzerine hayata geçirilen projenin içerisinde müze bölümünün oluşu da üzerinden konuşulması gereken noktalar arasında. 7.500 metrekarelik bir alanı kapsayan dönüşüm, sürdürdürülebilir mimari için adeta ders niteliğinde.

1/5

Sürdürülebilir mimari minimal felsefeyi tamamlıyor

Devasa boyutlu bir geri kazanım projesi olarak da nitelendirebileceğimiz bu dönüşümde bilinmesi gereken bazı kilit noktalar var. Nitekim detaylara baktığımızda dönüşüme merkez olan fabrikanın tarihçesinin İkinci Dünya Savaşı dönemine kadar uzandığını görüyoruz. 1938’de faaliyete başlayan tesis bölgedeki Yangtze Nehri’ne yakınlığıyla biliniyor. Dönüşüm projesiyle birlikte endüstriyel tasarımın günümüz minimalizm diliyle harmanlanışı karşımıza çıkıyor. Fabrikadan geriye kalan alanların konsepte uygun olarak rekonstrüksiyon işleminden geçirilmesi ve bu yapılırken orijinal yapıya sadık kalınması da takdir edilesi seviyede.

1/3

Yeni yapının dışındaki detaylara baktığımızda eski beton sütunları destekleyen bir güncelleme dikkat çekiyor. Alüminyum malzemelerin kullanıldığı yeşil renk bu bölümlerde kullanılan parçalı yapı da genel tasarıma keyifli bir etki yapıyor. Müzeye girdikten sonra ziyaretçileri bir zamanlar büyük çelik parçalarını soğutmak için kullanılan eski temel çukurunda oluşturulmuş merkez salon karşılayacak. Beton ile çeliğin adeta tek bir ruha büründüğü bu yapı bizim unutulmaz listemizdeki yerini çoktan aldı.