Hollanda’da kapılarını açan modüler ofis binası, sürdürülebilir mimari geleceği konusunda ülkenin gelecek vizyonunu simgeliyor.

Sürdürülebilirliğin şehirler için konuşulabilir olduğu bir ortamda, mimarinin dışta bırakılması mümkün olmayan senaryolar arasında. Atık ve ulaşım çözümleri gibi temel kriterler arasında gördüğümüz bu kriterin, şehrin çehresine kattığı etki de tartışılmaz. Bunun en son örneklerinden bir tanesini kısa süre önce tamamlanan Building D(emountable) projesiyle görüyoruz. Hollanda’nın Delft şehrinde hizmete açılan bina tamamen sökülüp taşınabilir yapısıyla öne çıkıyor. Prefabrik parçaların uyum içerisinde bir araya getirilmesiyle tasarlanan ofis, 2050 yılına kadar tüm inşaat faaliyetlerini benzer felsefeyle yürütmeyi amaçlayan Hollanda’nın sürdürülebilir mimari çıtasını da yükseltmiş durumda.

1/5
İlginizi Çekebilir  Endüstriyel atıklardan üretilen sürdürülebilir sandalye; Broom

Building D(emountable) sürdürülebilir mimari yapısıyla tarihi bir mirasın üzerinde konumlanıyor

Hollanda merkezli mimarlık şirketi Cepezed tarafından tasarlanan binanın, 2012 yılında Delft Teknoloji Üniversitesi’nden satın alınan merkezi bir bölgede yer aldığını görüyoruz. Ofisin kısa sürede, çoğunlukla tarihi binaların bulunduğu bölge içerisinde önemli bir parçası haline gelişi de dikkat çekiyor. Yaklaşık 3,5 ay önce tamamlanan Building D(emountable), freelance bir ofis alan ortamı sunuyor. Bireysel veya markaların burada alan kiralayarak işleyiş sağladığını görüyoruz. Şu anki kiracılar arasında 1997 yılında kurulan video oyun geliştiricisi Triumph Studios ve bir yazılım şirketi olan 9to5 Software gibi önemli isimlerin olduğunu da belirtelim.

İlginizi Çekebilir  Geri dönüştürülmüş cam panelleriyle dikkat çeken villa projesi

Yaklaşık 1000 metrekareyi kapsayan dört katlı binanın tüm yapı bileşenleri modüler. İnşaat elemanları arasında kullanılan ve çelik iskelete oranla hafifliğiyle öne çıkan “Lamine Kaplama Kereste” kullanılması, sadece üç hafta süren montaj sürecindeki en büyük yardımcılardan birisi olarak gösteriliyor. Dışarıdan bakıldığında binayı ihtiyaçlı gösteren çift katlı camların ise doğrudan çelik yapı üzerine monte edildiğini görüyoruz. Building D(emountable) projesini ilginç özelliklerinden biriside altyapı sürecinde herhangi bir gaz bağlantısının kullanılmamış olması. Enerji ve ısı geri kazanımı sistemleri sayesinde soğuk günlerde binanın içinin istenilen seviye tutulabileceğini söylemek mümkün. En az malzemeyle en iyi sonucun alınmasından ötürü minimalizm felsefesini de destekleyen bu tarz yaratıcı binaları Türkiye’de de görmeyi umuyoruz.