Bir dönem Türkiye’deki yangınlar üzerinden de çokça tartışılan karşı ateş yöntemi son günlerin gündem maddesi Avustralya yangınlarıyla tekrar alevlendi.

Avustralya’da çıkan dev orman yangınları hala söndürülememişken çalışmalar seferberlik seviyesinde sürüyor. Küresel ısınmayla değişen mevsimler ve koşulları, yangınlarla mücadele taktiklerini daha zorlu hale getiriyor. Yetersiz yağışların, kuvvetli esen kuru rüzgarların etkisini artırdığı yangınlar hala başlıklarda. Geçtiğimiz günlerde Amerika Birleşik Devletleri’nden gönderilen çok sayıda itfaiyecinin de dahil olduğu çalışmalarda kullanılan karşı ateş yöntemi yine dolaylı yoldan Türkiye’nin de gündemine geldi. 2019 içerisinde benzer methodu uygulayarak yangına müdehale etmek isteyen bir kişinin darp edilmesiyle sonuçlanan bu yöntem, aslında kontrolü ele almada oldukça işlevsel. Öyle ki geri dönüp baktığımızda takvimler bizi, Avusturalya yerlileri Aborjinlere kadar götürüyor.

1/1

Avustralya yangını karşı ateş ile kontrol altına alınabilir mi?

Modern itfaiyecilerin günümüzde yaygın olarak kullanmadığı bir yöntem olarak bilinen karşı ateşin, yangının merkezi Avustralya’da da 70’li yıllarda yasaklandığını görüyoruz. Aradan geçen uzun zaman diliminin ardından zorunlu da olsa söndürme faaliyetlerinde gözlemlenen teknik, doğrudan alevleri belirli bir çapta tutmanın da anahtarı niteliğinde. Teknikle birlikte elbette ki belirli bir hektarlık alanı gözden çıkartmak gerekiyor. Lakin kontrolün ardından geriye kalacak kazanç düşünüldüğünde pek çok kişi için bu alınması gereken bir risk.

Tekniğin tanımı aslında doğrudan kendi içerisinde de gizli denebilir. Ateşi çevreleyen alanların bilinçli şekilde belirli bir sınır çizilmek amacıyla yakılmasıyla yapay ateş sahaları oluşturuluyor. Bu sayede ateşlerin sıçrayıp daha geniş alanlara yayılması önlenirken kendiliğinden sönmesi sağlanıyor. Birçok modern teknolojiye rağmen insanoğlunun doğa ile mücadelesinde hala atalarından kopamaması sizce de çok ironik değil mi?